Kapsamlı Hukuk Hizmeti

Yeni Green Card Politikasında “Takdir Yetkisi” Nedir? ABD İçinde Green Card Almanın Yolları

29 Mayıs 2026

USCIS Green Card

Teknik Uygunluk Artık Tek Başına Yetmiyor

ABD içinden Green Card başvurusu (Adjustment of Status / I-485) yapan birçok kişi, uzun zamandır şu varsayımla hareket ediyor: “Şartları sağlıyorsam, onay gelir.”

21 Mayıs 2026 tarihli PM-602-0199 sayılı USCIS politika memorandumu ise bu varsayımı sarsıyor.

Memorandum yeni bir yasa getirmiyor; mevcut hukuku yeniden vurguluyor. Ama vurgunun kendisi önemli: USCIS, adjustment of status’ün bir “hak” değil, bir takdir ve idari lütuf (discretion and administrative grace) meselesi olduğunu memurlarına açıkça hatırlatıyor.

Yani şartları sağlamak başvurunun yalnızca ilk yarısı.

İkinci yarı, USCIS memurunun “Bu kişiye ABD içinde, konsolosluk sürecini atlayarak Green Card vermek gerçekten uygun mu?” sorusuna verdiği yanıt.

Bu durum rahatsız edici ama gerçek bir soruyu gündeme getiriyor: Aynı dosya, farklı bir memura gitse farklı mı sonuçlanır?

Bu yazıda hem bu sorunun yanıtını hem de takdir yetkisinin aslında göründüğü kadar “keyfi” olmadığını, doğru hazırlanmış bir dosyayla yönetilebilir olduğunu ele alacağız. Ayrıca olumsuz bir kararın sonunu da konuşacağız: takdir kararına karşı hukuki yollar.

Eligibility ile Discretion Aynı Şey Değil

Bu ayrım, başvuru sahiplerinin en sık karıştırdığı konu ve yeni politikanın tam kalbinde duruyor.

Eligibility (teknik uygunluk) bir kontrol listesidir.

Onaylı bir dilekçeniz var mı? Yasal yollarla “inspected and admitted or paroled” şekilde mi giriş yaptınız? Admissibility engeliniz var mı? Bu sorular evet/hayır cevaplıdır; ya sağlarsınız ya sağlamazsınız.

Discretion (takdir yetkisi) ise bambaşka bir değerlendirmedir.

Tüm teknik şartları sağlasanız bile, USCIS memuru olumlu ve olumsuz faktörlerin tümünü “circumstances’ın bütünlüğü” içinde tartarak şu soruyu sorar: Bu onay ABD’nin menfaatine uygun mu?

Somut bir örnekle:

Onaylı aile dilekçesi olan, yasal giriş yapmış iki başvuru sahibi düşünün. İkisi de teknik olarak uygun. Ancak biri yıllardır vergisini ödüyor, istikrarlı bir işi ve ABD vatandaşı çocukları var; diğeri ise giriş amacına aykırı davranmış, uzun süre statüsüz kalmış ve izinsiz çalışmış.

Eligibility tablosunda ikisi de “uygun” görünür. Discretion tablosunda ise sonuç tamamen ayrışabilir. İşte bu nedenle yeni politika sonrası bir dosya, yalnızca “şartları sağlıyor muyum?” diye değil, “takdir terazisinde ne tarafa eğilir?” diye değerlendirilmelidir.

Olumsuz Değerlendirilebilecek Faktörler

Yeni politika, memurları geçmişteki belirli durumları daha dikkatli incelemeye yönlendiriyor. Özellikle göçmenlik ihlalleri bu dönemde daha fazla ağırlık taşıyor.

Aşağıdaki faktörler tek başlarına otomatik bir ret nedeni değildir; ancak takdir terazisinde ciddi bir ek yük oluşturur ve dengelenmeleri gerekir.

  • Kaçak (izinsiz) çalışma geçmişi: Çalışma izni olmadan çalışmak, hem teknik uygunluğu (özellikle bazı kategorilerde) hem de takdir değerlendirmesini doğrudan etkiler. Memur açısından bu, kişinin statü koşullarına uymama eğiliminin bir göstergesi olarak okunabilir.

  • Vize şartlarının ihlali: Geliş amacına aykırı davranmak — örneğin turist statüsüyle gelip fiilen yerleşmek veya çalışmak — yeni politikanın özellikle altını çizdiği bir noktadır. Memorandum, giriş anındaki niyet ile sonradan yapılan başvuru arasındaki tutarlılığa özel önem atfediyor.

  • İzin verilen süreden fazla kalmak (overstay): ABD’nin “süre dolunca ayrıl” beklentisine aykırı hareket, memorandumda doğrudan olumsuz bir faktör olarak anılıyor. Bu özellikle, kişinin kalıcı yerleşme niyetiyle bağlantılıysa daha ağır değerlendirilebiliyor.

  • Yanlış beyan (misrepresentation) veya fraud: Bu, adjustment başvurularındaki en ciddi risk alanlarından biridir. USCIS veya herhangi bir devlet kurumuyla ilişkide geçmiş ya da güncel yanlış beyan, hem ağır bir olumsuz faktördür hem de ayrı bir admissibility sorunu doğurabilir. Bu tür bir konu gizlenmeye çalışıldığında sonuç çoğu zaman daha da ağırlaşır.

  • Suç kaydı bulunması: Yalnızca mahkeme kararının sonucu değil; olayın niteliği, tarihi, tekrar riski ve rehabilitasyon göstergeleri de değerlendirmeye girer. Bazı suçlar admissibility’yi de etkilediğinden çift katmanlı bir risk oluşturabilir.

Önemli olan şu: Bu faktörlerin varlığı kapıyı kapatmaz. Ancak memorandumun açıkça belirttiği gibi, bu tür olumsuzlukların “olağandışı ve hatta üstün denecek lehte unsurlarla” dengelenmesi gerekir. Ve dikkat: olumsuz faktörün yokluğu, tek başına bu üstün lehte unsurların varlığı anlamına gelmez.

Avantaj Sağlayan Faktörler

USCIS yalnızca olumsuz geçmişe bakmıyor; terazinin diğer kefesindeki olumlu unsurları da tartıyor. Yeni politika döneminde bu pozitif kanıtların belgelendirilmesi her zamankinden önemli hâle geldi. Değerlendirmeyi yapan memur, dosyada görmediği bir şeyi takdir terazisine koyamaz.

  • Düzenli vergi ödemesi: İstikrarlı bir vergi geçmişi, kişinin sisteme uyum sağladığının ve sorumlu davrandığının somut bir göstergesidir. Vergi beyannameleri çoğu zaman en güçlü ve en tartışılmaz olumlu delillerdendir.

  • İstikrarlı iş geçmişi: Sürekli ve yasal bir çalışma geçmişi, hem kişinin ekonomik bağımsızlığını hem de topluma entegrasyonunu gösterir.

  • Topluma katkı sağlayan faaliyetler: Gönüllülük, dernek üyelikleri, yerel toplulukla kurulan bağlar (community ties) takdir değerlendirmesinde lehte unsurlardır.

  • ABD’de uzun süreli yasal yaşam: Uzun süreli ve düzenli ikamet, kişinin köklerinin burada olduğunu gösteren güçlü bir denge unsurudur.

  • ABD vatandaşı aile üyeleri: Eş, çocuk veya bağlı olunan aile bireyleri, “humane considerations” (insani değerlendirmeler) başlığı altında önemli ağırlık taşır.

Bu noktada “equity paketi” kavramı devreye giriyor. Equity paketi, başvurunun teknik formlarının ötesinde, kişinin neden ABD içinde Green Card’ı hak ettiğini ortaya koyan bütünleşik bir delil ve argüman dosyasıdır: vergi kayıtları, iş geçmişi belgeleri, aile bağlarına dair kanıtlar, toplumsal katkı belgeleri ve tüm bunları bir araya getiren bir hukuki özet (legal brief).

Eğer dosyada olumsuz bir faktör varsa, equity paketi bu olumsuzluğu gizlemek için değil, dengelemek ve bağlamına oturtmak için kurgulanır. Doğru hazırlanmış bir equity paketi, takdir terazisini lehe çevirmenin en etkili yoludur.

Olumsuz Bir Takdir Kararına Karşı Ne Yapılabilir? Hangi Hukuki Yollar Mevcut?

İşte yeni politikanın çoğu zaman gözden kaçan boyutu burada başlıyor.

Takdir yetkisi daha sert kullanıldığında ret kararları da artabilir. Peki olumsuz bir karar verildiğinde süreç orada biter mi? Hayır — ve bu noktada göçmenlik hukuku ile dava uzmanlığı kesişir.

Önce iyi haber:

Ret kararı yazılı gerekçe içermek zorunda. Memorandumun en çok atlanan ama başvuru sahibi lehine en kıymetli kısmı budur. PM-602-0199, bir başvuru takdir yetkisinin olumsuz kullanımıyla reddedildiğinde, ret bildiriminin değerlendirilen olumlu ve olumsuz faktörleri ve olumsuzların neden ağır bastığının açıklamasını içermesi gerektiğini söylüyor.

Bu, idarenin kendisine getirdiği bir yükümlülük. Pratikte ne anlama gelir? Bir gerekçe yazıldıysa, o gerekçenin tutarlılığı, dayandığı olgular ve hukuki temeli incelenebilir ve sorgulanabilir hâle gelir.

Bununla birlikte, gerçekçi olmak gerekir. Bir USCIS takdir kararına itiraz tek tip bir süreç değildir ve önemli hukuki engeller içerir:

Önemli sınır:

Saf takdir kararları doğrudan yargı denetimine büyük ölçüde kapalıdır. INA § 242(a)(2)(B) ve Yüksek Mahkeme’nin Patel v. Garland (2022) kararı, takdire dayalı kararların ve bunlara bağlı olgusal tespitlerin federal mahkemede doğrudan denetimini büyük ölçüde sınırlandırır.

Memorandumun bu kararlara dayanması tesadüf değil; idare, bu kararların kendisine tanıdığı geniş alanı bilinçli olarak vurguluyor. Dolayısıyla “beğenmedim, dava açıp karara itiraz edeyim” şeklinde basit bir yol yoktur.

Buna rağmen, somut olaya göre değerlendirilebilecek gerçek hukuki adımlar mevcuttur:

Bazı Hukuki Yollar

  • Removal proceedings içinde başvuruyu yenilemek.

    Çoğu durumda en pratik yol budur. I-485 başvurusu USCIS tarafından reddedilen ve removal sürecine giren bir kişi, başvurusunu bu kez bir göçmenlik hâkimi (immigration judge) önünde yeniden sunma imkânına sahip olabilir. Burada dosya, bağımsız bir yargısal merci önünde yeniden ve daha güçlü argümanlarla savunulabilir.

  • Usule ve hukuka aykırılık iddiaları (APA kapsamında).

    Federal mahkemelerin takdirin özüne müdahalesi sınırlı olsa da; idarenin kendi koyduğu kurallara uymaması, yanlış hukuki standart uygulaması, gerekçe gösterme yükümlülüğünü ihlal etmesi veya keyfi/dayanaksız (arbitrary and capricious) davranması gibi usule ve hukuka ilişkin hatalar dava konusu yapılabilir. Memorandumun getirdiği yazılı gerekçe zorunluluğu, tam da bu tür bir denetimin dayanağını oluşturabilir.

  • Mandamus davaları işe yarar mı?

    Bu yol, esas olarak makul olmayan gecikmeler içindir — yani USCIS bir başvuruyu olağandışı uzun süre sonuçlandırmadığında. Mandamus, olumsuz bir takdir kararının içeriğini değiştirmek için değil, idareyi karar vermeye zorlamak için kullanılır. Bu ayrımı bilmek önemlidir.

Tüm bu yolların ortak noktası şudur: Her biri, dosyanın en baştan hem göçmenlik hem de potansiyel dava boyutu düşünülerek hazırlanmasını gerektirir. İlk başvuruda oluşturulan kayıt (record), olası bir itiraz veya dava aşamasında elinizdeki en güçlü silahtır. Sonradan eklenemeyecek deliller, baştan dosyaya doğru biçimde girmiş olmalıdır.

Dosyanız Hem Göçmenlik Hem Dava Boyutuyla Düşünülmeli

Yeni politika, ABD içinden Green Card yolunu kapatmıyor. Ancak süreci belirgin biçimde daha seçici hâle getiriyor. Artık başarı, yalnızca formları doğru doldurmaktan değil; takdir yetkisini lehe çevirecek güçlü bir delil ve argüman bütünü kurmaktan geçiyor.

Bu blog yazımızın ana mesajı şudur: Takdir yetkisi keyfi değildir, yönetilebilir.

USCIS memuru belirli kriterler çerçevesinde değerlendirme yapar; doğru hazırlanmış bir equity paketi terazinin lehinize eğilmesini sağlayabilir. Ve olumsuz bir karar çıksa dahi, süreç orada bitmez — yazılı gerekçe zorunluluğu, removal sürecinde yenileme imkânı ve usule ilişkin dava yolları, deneyimli ellerde değerlendirilebilecek seçenekler sunar.

İşte tam bu noktada, sürecin yalnızca göçmenlik hukuku değil, gerektiğinde dava uzmanlığı da gerektirebileceği ortaya çıkar. Bir dosya, daha ilk başvuru aşamasında olası bir itiraz veya dava ihtimali gözetilerek kurgulandığında, çok daha güçlü bir konumda olur.

MC Law Firm ile Güvenle İlerleyin

Bu yeni ve daha seçici dönemde MC Law Firm olarak:

  • Dosyanızı, USCIS’in yeni takdir yetkisi standartlarına uygun ve güçlü bir equity paketiyle yapılandırıyoruz.

  • Geçmiş göçmenlik geçmişinizdeki olumsuz faktörleri yönetmeniz için stratejik rehberlik sunuyoruz.

  • Olası bir ret durumunda, removal süreci içinde yenileme ve uygun hukuki yollar dahil olmak üzere dosyanızı baştan dava boyutuyla da düşünerek hazırlıyoruz.

  • Yalnızca göçmenlik hukukunda değil, gerektiğinde dava avukatlarımızla da sürecinizi yasal zeminde güçlü biçimde savunmaya devam ediyoruz.

201-957-0909
info@mclawfirm.com

Instagram: @mustafacetinesq

Contact

Bir Avukata Danışın ve Uzman Hukuki Yardım Alın!

Sizlere en uygun çözümü sağlamak için durumunuzu dikkatle değerlendiriyoruz.

İlgili Makaleler

Tüm Makaleler