Diversity Visa (DV) çekilişini kazanmak, birçok kişi için yıllardır beklenen bir kapının açılması demek. Ancak DV-2026 talihlileri için bu kapı, mevcut yönetimin uygulamaları yüzünden bir süredir aralanmış gibi görünüp aslında kapalı tutuluyor.
Bu yazıda, dosyaları “duraklatma” (pause) gerekçesiyle ilerletilmeyen DV-2026 talihlileri adına başlattığımız toplu dava sürecini, hukuki dayanaklarımızı ve sizin nasıl dahil olabileceğinizi anlatıyoruz.
Aslında “Duraklatma” Diye Bir Şey Yok
Hükümet, Aralık 2025’te aldığı bir kararla “bu kategoriden vize işlemi yapmıyoruz” yönünde bir uygulamaya geçti. Konsolosluklarda mülakata giren birçok kişiye “süreç duraklatıldı, pause kalkınca işleme alacağız” denildi; kimine mavi kâğıt verildi, kimi 221(g) ile beklemeye alındı.
Bizim değerlendirmemize göre bu “duraklatma” söylemi, gerçek bir idari işlem değil; zaman kazanmak ve hak kaybını beklemek için kullanılan bir oyalama. Çünkü en başından beri açıklanan tutum “bu kanaldan vize vermeyeceğiz” şeklinde. Bir-iki ay sonra kalkacağı söylenen bir engel, gerçek anlamda bir duraklatma değildir.
Mesele şu: Diversity Visa, doğrudan kanundan kaynaklanan bir hak. İdare, bu hakkı tanımamayı seçerken hangi yetkiye dayandığını ortaya koyamıyor.
30 Eylül / 1 Ekim Eşiği
DV programının doğası gereği her başvurunun bağlı olduğu bir mali yıl (fiscal year) vardır. DV-2026 için bu yıl, 1 Ekim 2026’da sona eriyor. Programın kendi kanunundan gelen kural acımasız: Mali yıl tamamlandığında, henüz işleme alınmamış dosyalar için hak kaybı doğuyor. 1 Ekim geçtikten sonra teknik olarak vize basılması bile mümkün değil; çünkü vizenin üzerindeki tarih 1 Ekim 2026’yı geçemez.
İşte hükümetin oyalama taktiğinin hedefi tam olarak bu: Dosyaları ne reddedip (çünkü ülke içinde ret dava edilebilir) ne de onaylayarak, sürenin dolmasını bekletmek. Süre dolduğunda ise “maalesef hak kaybettiniz” demek. Bu yüzden zamanla yarışıyoruz.
Washington DC Federal Mahkemesinde Toplu Dava
Davayı, uygulamanın gerçekleştiği yer olan Washington DC için yetkili federal mahkemede (DC bölgesi için Federal District Court) açmayı planlıyoruz. Davacıların çoğu ABD dışında olduğu için, dava konusu uygulamanın yapıldığı yer olan DC bu açıdan doğru adres.
Amacımız, hükümetin “ben bu işlemi yapmıyorum” tutumunun hukuka aykırı olduğunu ortaya koyup, mahkemeden yapması gerekeni yapmasını emretmesini istemek. Yani hedef, uygun başvuru sahiplerinin DV-2026 süresi dolmadan dosyalarının işleme alınmasını veya mevcut engelin kaldırılmasını yargı yoluyla sağlamak.
Hukuki Dayanaklarımız
Dilekçemizi temel aldığımız hukuki teoriler şunlardır:
Ultra Vires (Yetki Aşımı): Kanundan doğan bir hakkın, hiçbir hukuki temeli bulunmayan bir idari kararla ortadan kaldırılması, idarenin yetkisini aşması niteliğindedir.
APA – Keyfî ve Gerekçesiz İşlem Standardı: İdari Usul Kanunu (Administrative Procedure Act) uyarınca, keyfî ve gerekçeden yoksun idari işlemler hukuka aykırıdır.
Mandamus (Alternatif Talep): APA kapsamında bir çözümün mümkün olmaması veya yetersiz kalması halinde, idarenin usulüne uygun tamamlanmış göçmen vizesi başvurularını olağan hukuki çerçevede işleme alma yönündeki “takdire bağlı olmayan” (nondiscretionary) görevini yerine getirmeye zorlanması için mandamus talep edilecektir.
Süreci hızlandırmak adına, geçici tedbir mekanizmalarına (Temporary Restraining Order / Preliminary Injunction) başvurmayı planlıyoruz. Bu yolla, esasa ilişkin karar verilmeden önce alınacak tedbir niteliğindeki bir kararla, temsil ettiğimiz grubun telafisi güç hak kayıplarının önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Neden “Class Action” Değil de Grup Davası?
Herkesi bağlayacak bir sınıf davası (class action) açmak için federal mahkemede ayrı ve aşılması kolay olmayan bir usul engelini (class certification) geçmek gerekir. Ayrıca tecrübe gösteriyor ki, hükümetin tüm uygulamasını herkes için ortadan kaldıran genel ihtiyati kararlar, temyiz aşamasında durdurulma (stay) riski çok yüksek olan kararlar. Bu nedenle davayı, kişiler özelinde – yani davaya katılan grup için açıyoruz.
Bunun önemli bir sonucu var: Dava yalnızca davaya katılanları bağlar. Dava açmayan kişiler için 1 Ekim’de doğacak hak kaybını engelleyecek bir mekanizma maalesef bulunmuyor. Bu yüzden, uygun durumdaysanız davaya dahil olmanızı öneriyoruz. Lehe bir karar çıkması halinde, benzer dosyalar için emsal teşkil etmesi ve yeni grupların başvurabilmesi de mümkün olabilir.
Kimler Katılabilir?
DV-2026 talihlisiyseniz ve dosyanız ABD dışındaki konsolosluk sürecinde ya da ABD içindeki statü değiştirme (adjustment of status) sürecinde takılı kaldıysa başvurabilirsiniz.
Özellikle şu durumlardakiler uygun adaylar:
DS-260 formunu gönderdiği halde işlem bekleyenler
Mülakata girip 221(g) ile beklemeye alınanlar
212(f) veya başkanlık kararnamesi kaynaklı ret/engel yaşayanlar
Eşi ve çocukları derivative beneficiary olan DV-2026 talihlileri
I-485 başvurusu yapmış ve sonuç bekleyenler
ABD içinde USCIS üzerinden ilerleyenler de, ABD dışında Department of State / konsolosluk sürecinde olanlar da katılabilir.
Zaman Planı
Grup şekillendikçe, davayı Temmuz ayının başı ortası gibi açmayı planlıyoruz. Hükümetin normalde 60 günlük bir cevap süresi var; ancak süreyle yarıştığımız için beklemeden, ön karar (hızlandırılmış tedbir) talebinde bulunacağız. İdeal şartlarda her şey yolunda giderse Temmuz sonu – Ağustos içinde bir karar çıkabileceğini umuyoruz. Kesin zamanlama, dosyanın hangi hâkime atanacağı dahil birçok değişkene bağlı olduğundan baştan garanti edilemez.
Garantiler ve Sınırlar
Hukuki pozisyonumuzun usul açısından güçlü olduğunu düşünüyoruz; benzer davalar da var. Ancak hiçbir ciddi hukukçu size sonuç garantisi veremez. Şeffaf olmak adına net söyleyelim:
Vize alma garantisi verilmez.
Davanın kazanılacağı garanti edilmez.
Sınıf davası / class certification kabulü garanti edilmez.
Konsoloslukla bireysel yazışma veya dosya takibi temsil kapsamına dahil değildir.
Seyahat yasağı, kamu yükü (public charge), güvenlik taraması veya bireysel uygunsuzluk sebepleri ayrıca değerlendirilebilir.
221(g), 212(f) veya başka ret/askı durumları olan kişilerin iddiaları daha karmaşık olabilir.
Ayrıca önemli bir hukuki sınırı da hatırlatalım: ABD dışındaki kişiler için nihai bir konsolosluk ret kararını mahkemeye taşımak, Doctrine of Consular Non-Reviewability (konsolosluk kararlarının denetlenemezliği) doktrini nedeniyle çok zordur. Bizim davamızın mantığı tam da bu nedenle, ret çıkmadan önce dosyanın işleme alınmasını / karar verilmesini sağlamaya odaklanıyor.
Katılım Ücreti
Toplu bir grup için paket halinde, nispeten cüzi bir ücretlendirme yapılıyor. Ücret, DV-2026 asıl talihlisi için geçerlidir; eş ve çocuklar aynı dosyaya bağlı derivative beneficiary olarak değerlendirilir ve ayrı ücretlendirme olup olmadığı sözleşmede açıkça belirtilir.
Ön ödeme: $1.000 – $1.500
Kalan ödeme (ABD’ye geldikten / onaydan sonra): $1.000 – $1.500
Toplam: $2.000 – $3.000
Katılım Süreci
Uygunluk formunu doldurun: Buraya tıklayarak ilgili formu doldurabilirsiniz. DV-2026 seçilmiş kişi bilgileri, case number aralığı, ülke, dosya durumu ve iletişim bilgileri.
Ön değerlendirme: Ekibimiz temel katılım şartlarını ve dosyanızdaki olası riskleri kontrol eder.
Temsil sözleşmesini inceleyin: Ücret, kapsam, riskler ve sorumluluklar yazılı olarak paylaşılır.
Gerekli belgeleri gönderin: DV seçim bildirimi, DS-260 durumu, mülakat/ret belgeleri ve aile bilgileri talep edilebilir.
Dava dosyasına dahil edilme: Uygun görülen katılımcıların bilgileri dava hazırlığında kullanılmak üzere düzenlenir.
Gelişmelerden haberdar olun: Dava süreci, mahkeme takvimi ve önemli gelişmeler katılımcılarla paylaşılır. Ayrıca, buraya tıklayarak PACER aracılığıyla mahkeme sürecinizi bağımsız olarak takip etmek de mümkün.
Süre daralıyor. DV-2026 dosyanız vize basımı / işlem duraklaması nedeniyle ilerlemiyorsa, vakit kaybetmeden uygunluğunuzu değerlendirin ve bizimle iletişime geçin.
İletişim
201-957-0909
info@mclawfirm.com
Bizi Takip Edin
Instagram: @mustafacetinesq
