Amerika Birleşik Devletleri’ne turist vizesiyle (B-1/B-2) giriş yapan birçok kişi, ülkeye vardıktan sonra geri dönmenin kendileri için güvenli olmadığını fark edebilir. Bu noktada akla gelen ilk soru şudur: “Turist vizesiyle geldim; iltica başvurusu yapabilir miyim?”
Kısa cevap, teknik olarak “evet” olsa da, mesele göründüğünden çok daha karmaşıktır. Üstelik son bir yılda ABD’nin iltica ve vize politikalarında yaşanan köklü değişiklikler, bu sürecin risklerini ve dengelerini önemli ölçüde değiştirmiştir.
Bu yazıda konuyu hukuki temelinden başlayarak güncel gelişmeler ışığında ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Hukuki Temel: Statünüz Ne Olursa Olsun Başvuru Hakkı
Amerikan göçmenlik kanunu (Immigration and Nationality Act – INA), iltica başvurusunu kişinin ülkede fiziksel olarak bulunmasına bağlar; giriş şeklinden ya da mevcut göçmenlik statüsünden bağımsız olarak başvuru hakkı tanır. Yani turist vizesiyle yasal yoldan giriş yapmış bir kişi, prensipte iltica talebinde bulunabilir. Bu, yıllardır hem vizesini aşan (overstay) kişileri hem de düzenli yollarla gelenleri kapsayacak şekilde uygulanagelmiştir.
İltica, ırk, din, milliyet, belirli bir toplumsal gruba üyelik ya da siyasi görüş nedeniyle ülkesinde zulüm görmüş veya gelecekte zulüm görmekten haklı bir korku taşıyan kişilere tanınan bir korumadır. Dolayısıyla turist vizesiyle gelip iltica isteyen kişinin, tatil ya da ziyaret amacının ötesinde, bu tanıma uyan gerçek bir koruma ihtiyacını ortaya koyması gerekir.
Bir Yıl Kuralı: En Kritik Zaman Sınırı
İltica başvurusunda en sık gözden kaçan, ama en belirleyici kurallardan biri bir yıllık başvuru süresidir. Kişi, ABD’ye son girişinden itibaren genellikle bir yıl içinde iltica başvurusunu (Form 1-589) yapmak zorundadır. Bu süre kaçırılırsa başvuru kural olarak reddedilebilir.
Bu kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır:
Ülkedeki koşulların kişinin durumunu esaslı biçimde etkileyecek şekilde değişmesi (changed circumstances).
Başvurunun gecikmesini haklı kılan olağanüstü koşulların (extraordinary circumstances) bulunması hâlinde, makul bir süre içinde yapılan geç başvurular kabul edilebilir.
Ancak bu istisnalara güvenmek risklidir; mümkünse vizenin geçerlilik süresi dolmadan ve bir yıl içinde başvuru yapmak en güvenli yoldur.
“Affirmative” ve “Defensive” İltica Arasındaki Fark
Turist vizesiyle gelip henüz sınır dışı işlemlerine girmemiş bir kişi, başvurusunu doğrudan USCIS’e yapar; buna “affirmative” (proaktif) iltica denir. Başvuru reddedilirse veya kişi zaten sınır dışı sürecindeyse, talep göçmenlik mahkemesinde bir hâkim önünde “defensive” (savunma amaçlı) iltica olarak görülür.
Turist vizesiyle düzenli giriş yapanlar çoğunlukla affirmative süreçle başlar; bu, güney sınırından düzensiz geçiş yapanlara kıyasla daha az kısıtlamayla karşılaşılan bir yoldur.
En Büyük Risk: Vize Sahtekârlığı ve “Önceden Tasarlanmış Niyet”
İşte sürecin en hassas noktası: Turist vizesi, kişinin ABD’ye geçici olarak gelip ülkesine geri döneceği varsayımına dayanır. Vize alırken başvurucudan, ülkesiyle bağlarının (iş, mülk, aile gibi) güçlü olduğunu ve göçmen olma niyeti taşımadığını göstermesi beklenir.
Eğer bir kişi, daha en başından ABD’ye yerleşme veya iltica etme niyetiyle “turist” görünümünde vize alıp gelmişse, bu durum vize sahtekârlığı (visa fraud) veya yanlış beyan (misrepresentation) olarak değerlendirilebilir.
Buna hukukta “önceden tasarlanmış niyet” (preconceived intent) denir. Böyle bir niyet tespit edilirse, sadece iltica talebi zayıflamakla kalmaz; kişi yanlış beyan nedeniyle ileride ciddi yaptırımlarla ve giriş yasaklarıyla karşılaşabilir.
Bu nedenle önemli olan zamanlama ve samimiyettir. Genellikle en güçlü senaryo, kişinin ABD’ye iyi niyetle (gerçekten ziyaret amacıyla) geldikten sonra, ülkesindeki koşulların değişmesi ya da yeni bir tehdidin ortaya çıkması sonucu geri dönemez hâle gelmesidir. Bu, hem bir yıl kuralının istisnasıyla hem de sahtekârlık iddiasına karşı savunmayla doğrudan ilişkilidir.
Güncel Gelişme: Vize Aşamasında “Korku” Sorgusu
Son dönemde bu tablonun en dikkat çekici değişikliği, sürecin daha kişi ABD’ye gelmeden başlatılmasıdır.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı’nın Nisan 2026’da yurt dışındaki büyükelçilik ve konsolosluklara gönderdiği bir talimatla, vize başvurusunda bulunanlara iki yeni soru sorulması zorunlu hâle getirilmiştir.
Bahsi geçen bu sorular şunları içermektedir:
Başvurucunun ülkesinde zarar veya kötü muamele görüp görmediği.
Ülkesine dönerken zarar veya kötü muameleden korkup korkmadığı.
Talimatın gerekçesinde, ABD’de iltica talebinde bulunanların yüksek sayısının, birçok kişinin bu niyetini vize başvurusu sırasında konsolosluk memurlarından gizlediğine işaret ettiği belirtiliyor.
Bu değişiklik, başvurucuları zorlu bir ikilemle baş başa bırakıyor:
Dürüst bir “evet” vize reddine yol açabiliyor.
Gerçeği yansıtmayan bir “hayır” ise ileride çok daha ağır sonuçlara yol açabilecek bir kayıt oluşturuyor.
Bu sorulara verilen yanıtlar kalıcı konsolosluk kayıtlarına işleniyor ve sonradan USCIS ya da sınır görevlileri tarafından da görülebiliyor.
İşte tam da bu nedenle, başvuru öncesinde profesyonel hukuki değerlendirme her zamankinden daha kritik hale gelmiştir.
İltica Sisteminde Yaşanan Diğer Köklü Değişiklikler
Turist vizesiyle iltica yolunu değerlendirenlerin, içinde bulunduğumuz dönemin genel tablosunu da bilmesi gerekir:
İltica kararlarının durdurulması ve kademeli yeniden başlatılması:
Kasım 2025 sonunda, ABD yönetimi tüm ülkelerden gelen iltica başvurularına ilişkin kararları durdurdu ve milyonlarca bekleyen dosyanın yeniden gözden geçirileceğini açıkladı. Mart 2026’da ise “yüksek riskli” sayılmayan ülke vatandaşları için işlemler kısmen yeniden başlatıldı; ancak seyahat yasağı kapsamındaki ülkeler için dondurma uygulaması sürmektedir.Ülke bazlı kısıtlamalar:
2025 sonu ve 2026 başında genişletilen seyahat ve göçmenlik yasakları, çok sayıda ülke vatandaşının iltica, yeşil kart, çalışma izni ve vatandaşlık başvurularını etkiledi. Belirli ülkelerden gelenler için süreçler büyük ölçüde askıya alınmış durumdadır.Artan inceleme ve birikmiş dosyalar:
İltica başvurularında milyonu aşan bir dosya birikimi, iptal edilen mülakatlar ve uzayan bekleme süreleri, sürecin pratikte çok daha yavaş ve belirsiz işlemesine yol açıyor. Geçmişte onaylanmış bazı dosyaların dahi yeniden incelemeye alınabileceği gündeme gelmiştir.
Bu nedenle “turist vizesiyle iltica mümkün mü?” sorusunun cevabı yalnızca hukuk metinlerinde değil, sürekli değişen bu politik ve idari ortamda da aranmalıdır. Bugün geçerli olan bir uygulama, birkaç ay içinde değişebilmektedir.
Peki Sonuç: Mümkün mü?
Evet, turist vizesiyle ABD’ye geldikten sonra iltica başvurusu yapmak hukuken mümkündür ve birçok kişi bu yolla koruma elde etmiştir. Ancak bu yol; bir yıllık süre sınırı, vize sahtekârlığı riski, kanıt yükü, vize aşamasındaki yeni sorgular ve sürekli değişen politikalar nedeniyle dikkatli bir strateji gerektirir.
Yanlış bir adım, hem iltica talebini hem de kişinin ABD’deki gelecekteki tüm göçmenlik seçeneklerini riske atabilir. Bu sürecte alınacak en isabetli karar, başvurmadan önce deneyimli bir avukatla durumu değerlendirmektir.
MC Law Firm Size Nasıl Yardımcı Olabilir?
MC Law Firm olarak, bu karmaşık sürecin tam da kalbinde yer alan iki uzmanlık alanını aynı çatı altında birleştiriyoruz: hem göçmenlik hukuku hem de dava avukatlığı (litigation) aynı anda uzmanlık alanımızdır.
Turist vizesiyle iltica gibi dosyalarda bu ikili uzmanlık belirleyici bir fark yaratır; çünkü mesele yalnızca doğru formu doldurmak değil, başvurunun her aşamasını hukuki ve stratejik olarak savunabilmektir.
Göçmenlik tarafında: Bir yıllık süreyi, istisnaları ve başvurunuzun güçlü yanlarını doğru kurgular, vize sahtekârlığı gibi riskleri en baştan değerlendiririz.
Dava avukatlığı tarafında: Başvurunuz mahkemeye taşındığında ya da bir ret veya sınır dışı süreciyle karşılaştığınızda, dosyanızı mahkemede etkili biçimde savunacak deneyime sahibiz.
İki alanı ayrı ofislerde yürütmek zorunda kalan birçok kişinin aksine, bizimle çalışarak göçmenlik stratejinizi ve olası dava sürecinizi tek ve bütünleşik bir plan içinde yönetebilirsiniz.
İltica seçeneğini değerlendiriyor, ancak güncel politikaların durumunuzu nasıl etkileyeceğinden emin olamıyorsanız, atılacak en doğru adım profesyonel destek almaktır.
Durumunuzu birlikte değerlendirmek ve size özel bir strateji oluşturmak için bugün MC Law Firm ile iletişime geçin.
İletişim
201-957-0909
info@mclawfirm.com
Bizi Takip Edin
Instagram: @mustafacetinesq
