ABD hükümeti, Ocak 2026’da 75 ülke vatandaşı için göçmen vizesi düzenlenmesini askıya almıştı. Ağustos ayında bir federal mahkeme bu politikanın hukuka aykırı olduğuna karar vererek uygulamayı iptal etti. ABD Dışişleri Bakanlığı da daha sonra söz konusu kısıtlamanın artık yürürlükte olmadığını doğruladı.
Buna rağmen, birçok başvuru sahibi halen idari işlem (administrative processing) sürecinde beklemeye devam ediyor. Aileler, eşlerinin göçmen vizelerini almasını beklerken, bazı dosyalar ise mülakatlar tamamlanmış olmasına rağmen ilerleme kaydetmedi.
Peki, 75 ülkeyi kapsayan kısıtlama kaldırıldığı halde göçmen vizeleri neden hala gecikiyor?
Bu sorunun yanıtı; gecikmenin nedenine, dosyanın mevcut aşamasına ve farklı bir göçmenlik kısıtlamasının uygulanıp uygulanmadığına bağlı olarak değişmektedir. Bazı durumlarda başvuru sahipleri, İdari Usul Kanunu (APA) kapsamında veya Emredici Yargı Emri (writ of mandamus) yoluyla yasal haklarını arama seçeneğine sahip olabilir.
75 Ülkeyi Kapsayan Göçmen Vizesi Kısıtlaması Ne Anlama Geliyordu?
14 Ocak 2026 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı, 75 ülkenin vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini askıya alan bir politika açıkladı. Bu politika 21 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Hükümet bu karara gerekçe olarak, belirlenen ülkelerden gelen göçmenlerin ABD kamusal sosyal yardımlarına bağımlı hale gelebileceği kaygısını gösterdi. Bu durum, göçmenlik hukukunda yaygın olarak “kamuya yük olma” (public charge) gerekçesiyle ABD’de kalıcı oturuma kabul edilmeme durumu olarak adlandırılmaktadır.
Söz konusu kısıtlama; ABD vatandaşlarının eşleri, diğer aile sponsorlu başvuru sahipleri ve çalışma temelli göçmen vizesi adayları da dahil olmak üzere, konsolosluk işlemleri (consular processing) üzerinden daimî ikametgah (Yeşil Kart) başvurusunda bulunan kişileri etkiledi.
Kısıtlamadan etkilenen 75 ülke şunlardı:
Afganistan, Arnavutluk, Cezayir, Antigua ve Barbuda, Ermenistan, Azerbaycan, Bahamalar, Bangladeş, Barbados, Belarus, Belize, Butan, Bosna-Hersek, Brezilya, Birmanya (Myanmar), Kamboçya, Kamerun, Yeşil Burun Adaları (Cape Verde), Kolombiya, Fildişi Sahili, Küba, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Dominika, Mısır, Eritre, Etiyopya, Fiji, Gambiya, Gürcistan, Gana, Grenada, Guatemala, Gine, Haiti, İran, Irak, Jamaika, Ürdün, Kazakistan, Kosova, Kuveyt, Kırgızistan, Laos, Lübnan, Liberya, Libya, Moldovya, Moğolistan, Karadağ, Fas, Nepal, Nikaragua, Nijerya, Kuzey Makedonya, Pakistan, Kongo Cumhuriyeti, Rusya, Ruanda, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lucia, Saint Vincent ve Grenadinler, Senegal, Sierra Leone, Somali, Güney Sudan, Sudan, Suriye, Tanzanya, Tayland, Togo, Tunus, Uganda, Uruguay, Özbekistan ve Yemen.
Ayrı Olarak Uygulanan 39 Ülkelik Giriş Yasağı
39 ülkeyi kapsayan kısıtlamalar, 75 ülkeye uygulanan göçmen vizesi askıya alma kararından tamamen bağımsızdır.
Bu kısıtlamalar, aşağıda belirtilen 39 ülkenin vatandaşlarına ABD’ye giriş yasağı veya diğer vize ve seyahat sınırlamaları getirebilir:
Tam Vize Kısıtlaması (19 Ülke)
Afganistan, Birmanya (Myanmar), Burkina Faso, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Eritre, Haiti, İran, Laos, Libya, Mali, Nijer, Sierra Leone, Somali, Güney Sudan, Sudan, Suriye, Yemen
Kısmi Vize Kısıtlaması (19 Ülke)
Angola, Antigua ve Barbuda, Benin, Burundi, Fildişi Sahili, Küba, Dominika, Gabon, Gambiya, Malavi, Moritanya, Nijerya, Senegal, Tanzanya, Togo, Tonga, Venezuela, Zambiya, Zimbabve
Sadece Göçmen Vizeleri (1 Ülke)
Türkmenistan
Bu düzenlemeler ayrı politikalar olduğu için, bir kişi hem 75 ülkeyi kapsayan vize durdurma kararından etkilenmiş hem de ayrı bir 39 ülke giriş yasağı veya kısıtlamasına tabi olmuş olabilir. Mahkemenin 75 ülke kısıtlamasına ilişkin kararı, bu 39 ülkelik ayrı kısıtlamaları otomatik olarak ortadan kaldırmamaktadır.
Örneğin; bir başvuru sahibinin göçmen vizesi 75 ülke kısıtlaması nedeniyle gecikmiş, ancak aynı zamanda bu kişi ayrı 39 ülke giriş yasağı kapsamındaki bir ülkenin de vatandaşı ise, 75 ülke kararı kaldırılmış olsa dahi kısıtlamalarla karşılaşmaya devam edebilir.
Başvuru sahipleri çoğu zaman sürecin belirli aşamalarına devam edebilmiştir. Belge sunumu yapabilmiş, DS-260 formunu doldurabilmiş, mülakatlara katılabilmiş ve sağlık muayenelerini tamamlayabilmişlerdir.
Ancak, tüm şartları taşıyan başvuru sahipleri, yalnızca vatandaşlıklarına dayalı bu kısıtlama nedeniyle göçmen vizelerini alamamışlardır.
Birçok aile için bu politika, aylardır veya yıllardır devam eden bir göçmenlik sürecinin son adımını kilitler nitelikteydi.
Federal Mahkeme 75 Ülkelik Vize Kısıtlamasını İptal Etti
21 Ağustos 2026 tarihinde, New York Güney Bölgesi ABD Bölge Mahkemesi, Catholic Legal Immigration Network, Inc. v. Rubio (CLINIC v. Rubio) (Dava No: 1:26-cv-00858) dosyasında emsal niteliğinde bir karar verdi.
Yargıç Jeannette A. Vargas, Dışişleri Bakanlığı’nın 75 ülke vatandaşına yönelik genel göçmen vizesi kısıtlamasının federal göçmenlik yasasını ihlal ettiğine ve Bakanlığın yasal yetkisini aştığına hükmetti.
Mahkeme, söz konusu politikayı iptal etti ve sırf bu kısıtlamaya dayanılarak verilen vize ret kararlarını geçersiz kılarak, bu başvuruları yeniden değerlendirilmek üzere Dışişleri Bakanlığı’na geri gönderdi.
Ardından Dışişleri Bakanlığı, resmi web sitesinde yaptığı duyuruyla 75 ülkeye yönelik göçmen vizesi durdurma kararının 21 Ağustos 2026 itibarıyla artık yürürlükte olmadığını doğruladı.
Bu durum, etkilenen binlerce başvuru sahibi için oldukça önemli bir gelişmeydi. Ancak kısıtlamanın kaldırılması, bekleyen göçmen vizelerinin otomatik olarak onaylanıp verilmesini sağlamadı.
Hükümet karara itiraz ederek temyize başvurdu. 25 Eylül 2026 tarihinde bölge mahkemesi, temyiz süreci devam ederken mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması yönündeki hükümet talebini reddetti.
Mahkeme kararı geçerliliğini korumaktadır; ancak hükümetin bu kararı ne kadar hızlı ve etkili bir şekilde uyguladığına dair hukuki tartışmalar devam etmektedir.
Yasak Kaldırıldı. Göçmen Vizeleri Neden Hala Gecikiyor?
Bugün pek çok göçmen vizesi başvuru sahibi tam olarak bu belirsiz durumun içerisindedir.
Mahkeme kararına rağmen, başvurusu 75 ülke kısıtlamasından etkilenen bazı kişiler halen sürecin ilerlemesini beklemektedir.
Bazıları konsolosluk mülakatlarını çoktan tamamlamıştır. Bazıları Göçmenlik ve Vatandaşlık Kanunu’nun (INA) 221(g) maddesi uyarınca geçici ret almış durumdadır. Bazıları, dosyalarının ne zaman ilerleyeceğine dair net bir açıklama olmaksızın idari işlem güncellemeleri almaya devam etmektedir. Bazıları ise başvurularını yürüten ABD büyükelçiliği veya konsolosluğundan hiçbir somut yanıt alamadıklarını belirtmektedir.
Mahkeme kararının uygulanma biçimi de ayrı bir hukuki süreç konusu haline gelmiştir.
CLINIC v. Rubio davasındaki davacı vekilleri (avukatlar), daha önce reddedilen başvuruların usulüne uygun şekilde yeniden değerlendirilip değerlendirilmediği ve ek işlem şartlarının çözümü geciktirmeye devam edip etmediği konusunda endişelerini dile getirmektedir.
Hükümet ise bir yandan mahkeme kararını uyguladığını, diğer yandan da prosedürleri gözden geçirerek konsolosluk birimlerine güncellenmiş talimatlar sağladığını beyan etmektedir.
Önemli bir nokta şudur ki; devam eden her gecikme mutlaka mahkeme kararının ihlali anlamına gelmeyebilir. Başvuru sahibi halen ek bir idari işleme, güvenlik incelemesine, bireysel bir kamuya yük olma değerlendirmesine veya farklı bir göçmenlik kısıtlamasına tabi tutuluyor olabilir.
Örneğin, Ağustos ayındaki mahkeme kararı yukarıda açıklanan 39 ülkeye yönelik ayrı giriş yasaklarını veya kısıtlamalarını kaldırmamıştır.
Yine de, 75 ülke politikasının kaldırılmasının ardından dosyası gerekçesiz şekilde durma noktasına gelen başvuru sahipleri—özellikle kanunen yapılması gereken hükümet işlemlerinin hukuka aykırı şekilde engellendiği veya makul olmayan şekilde geciktirildiği durumlarda—federal düzeyde dava açma seçeneklerini değerlendirmek için geçerli hukuki gerekçelere sahip olabilir.
Göçmen Vizemiz Halen Bekliyorsa Dava Açabilir misiniz?
Potansiyel olarak, evet.
Bir kamu kurumunun kanunen yapması gereken bir işlemi yerine getirmediği veya bu işlemi makul olmayan bir süre geciktirdiği belirli göçmenlik durumlarında, federal dava açmak bir seçenek olabilir.
Göçmenlik gecikmesi davalarında sıklıkla başvurulan iki hukuki yol; İdari Usul Kanunu (APA) davaları ve Emredici Yargı Emri (writ of mandamus) talepleridir.
Bu terimler karmaşık görünse de, her iki yol da temelde bir federal mahkemeden, kamu kurumunun yasal yükümlülüğünü yerine getirmesini talep etmeyi içerir.
APA Davası Nedir?
İdari Usul Kanunu (APA), mahkemelerin idarenin belirli hukuka aykırı eylemlerini ve gecikmelerini denetlemesine imkan tanıyan bir federal kanundur.
5 U.S.C. § 706(1) maddesi uyarınca mahkemeler, hukuka aykırı olarak yürütülmeyen veya makul olmayan şekilde geciktirilen kurum işlemlerinin yapılmasını emredebilir.
Örneğin; eşi aylar önce göçmen vizesi mülakatını tamamlamış bir ABD vatandaşını düşünelim. Başvuru 75 ülke kısıtlamasından etkilenmiş, ancak politika iptal edildikten sonra dahi dosya kanunen yapılması gereken incelemeyi henüz görmemiştir.
Somut olayın koşullarına bağlı olarak bir avukat, bu sürekli gecikmenin bir APA davasını destekleyip desteklemediğini değerlendirebilir.
APA davaları, CLINIC v. Rubio sürecinde de görüldüğü üzere, idarenin hukuka aykırı bazı genel politikalarına karşı çıkmak için de kullanılabilir.
Writ of Mandamus Davasu Nedir?
Mandamus, bir federal mahkemenin kamu görevlisine açık ve kanunen zorunlu bir görevi yerine getirmesini emretmesini sağlamak amacıyla kullanılan adli bir yoldur.
Örneğin; bir başvuru sahibi gerekli tüm adımları tamamlamış, talep edilen belgeleri sunmuş ve sorumlu kurumla defalarca iletişime geçmiş ancak somut bir sonuç alamamış olabilir.
Hükümetin yerine getirmesi gereken nihai ve takdir yetkisine tabi olmayan bir yasal yükümlülüğü varsa ve mandamus için gereken sıkı şartlar sağlanıyorsa, bir avukat mandamus davası açmayı düşünebilir.
Mandamus genel olarak; başvuru sahibinin talep edilen işlem üzerinde açık bir hukuki hakkı olduğunu, hükümetin buna karşılık gelen zorunlu bir görevi bulunduğunu ve kullanılabilecek başka hiçbir uygun hukuki yolun kalmadığını ispatlamayı gerektirir.
APA ve Mandamus Birlikte Kullanılabilir mi?
Evet. Uygun dosyalarda avukatlar, aynı federal dava içerisinde hem APA kapsamındaki makul olmayan gecikme gerekçesini hem de mandamus talebini birlikte ileri sürebilirler.
Ancak, sırf bir başvuru sahibi birkaç aydır bekliyor diye bu hukuki yollar otomatik olarak açılabilir anlamına gelmez. Gecikmenin hukuki dayanağı, başvurunun bulunduğu aşama ve hükümetin yapması gereken kalan yükümlülükler büyük önem taşır.
Ayrıca bu davalar vizenin kesin olarak onaylanacağını garanti etmez. Amaçları, konsolosluk görevlisini vize almaya uygun olmayan birine vize vermeye zorlamak değil, kanunen yapılması gereken işlemin yürütülmesini sağlamaktır.
Hangi Göçmen Vizesi Gecikmeleri Federal Dava Kapsamına Girebilir?
Her göçmen vizesi başvurusu için geçerli tek bir yanıt yoktur. Farklı durumlar farklı hukuki stratejiler gerektirebilir.
Eşinin göçmen vizesini bekleyen bir ABD vatandaşını ele alalım: I-130 dilekçesi onaylanmış, DS-260 formu doldurulmuş ve eş ABD Büyükelçiliği’ndeki mülakata katılmıştır. Başvuru sırf 75 ülke politikası nedeniyle reddedilmiştir. Mahkeme bu politikayı ve ret kararlarını iptal etmiş olmasına rağmen, başvuru sahibine dosyanın yeniden değerlendirilmesine dair somut bir güncelleme verilmemiştir. Bu durum, bir avukatın gerekli işlemlerin yapılıp yapılmadığını ve bir APA davasının, mandamus talebinin veya başka bir hukuki yolun uygun olup olmadığını incelemesi gereken tipik bir senaryodur.
Başka bir başvuru sahibi halen mülakat tarihi bekliyor olabilir: Dosya Ulusal Vize Merkezi’nde (NVC) evrak açısından onaylanmış (documentarily qualified) olabilir, ancak mülakat kısıtlama süresince iptal edilmiş veya ertelenmiş ve henüz yeniden planlanmamış olabilir. Bir avukat, gecikmenin iptal edilen politika ile bağlantılı olup olmadığını ve davayı destekleyecek hukuken zorlayıcı bir görevin bulunup bulunmadığını inceleyebilir. Sıradan mülakat yoğunlukları ve birikmeler tek başına her zaman federal dava gerekçesi oluşturmaz.
Üçüncü bir başvuru sahibi ise mülakatı tamamlamış ancak 221(g) kapsamında idari işlemde kalmış olabilir: Burada ret kararının arkasındaki gerekçe özellikle kritik hale gelir. Eğer 221(g) kararı yalnızca iptal edilen 75 ülke politikasına dayanıyorsa, CLINIC mahkeme kararı doğrudan bu kararı hedef alır. Ancak dosyada ayrı bir 39 ülke giriş yasağı, güvenlik incelemesi, ek belge talebi veya vize almaya engel başka bir hukuki durum varsa, başvurulabilecek hukuki yollar değişiklik gösterecektir.
Federal mahkemeler ayrıca konsoloslukların vize kararlarının yargısal denetimine sınırlamalar getirmektedir; bu nedenle tamamlanmış bir ret kararı ile henüz yerine getirilmemiş bir yasal görevi birbirinden ayırmak son derece önemlidir.
Her bir senaryoda; federal dava açmanın uygun olup olmadığına karar vermeden önce başvuru sahibinin göçmenlik geçmişi, büyükelçilik yazışmaları, ret bildirimleri, geçerli ülke kısıtlamaları ve gecikme süresi titizlikle incelenmelidir.
75 Ülke Vize Yasağı Kaldırıldı Ama Halen Bekliyor musunuz?
MC Law Firm Size Yardımcı Olabilir.
Göçmen vizeniz 75 ülke kısıtlaması kaldırıldıktan sonra da gecikmeye devam ediyorsa, federal göçmenlik davası açmak bir seçenek olabilir.
MC Law Firm olarak, APA makul olmayan gecikme davaları ve writ of mandamus süreçleri dahil olmak üzere federal göçmenlik davalarında engin bir tecrübeye sahibiz. Daha önce geciken Yeşil Kart başvuruları ve diğer göçmenlik konularında federal mahkeme süreçlerini başarıyla yürüttük; uzayan idari gecikmelerle karşılaşan kişilere destek vermeye devam ediyoruz.
Göçmen vizeniz idari işlem sürecinde takılmış olsun, konsolosluk mülakatınız yapıldığı halde bir ilerleme sağlanamamış olsun ya da başvurunuz Ağustos 2026 mahkeme kararının ardından hareketsiz kalmış olsun; avukatlarımız durumunuzu değerlendirebilir ve federal davanın sizin için uygun olup olmadığını belirleyebilir.
Yasal seçeneklerinizi değerlendirmeden beklemeye devam etmeyin.
Göçmen Vizenizi Hâlâ Bekliyor musunuz?
Ücretsiz ön değerlendirme için 75 Ülkeye Yönelik Göçmen Vizesi Durdurma Kararına Karşı Federal Toplu Dava Değerlendirme Formumuzu doldurun.
Hukuk ekibimiz durumunuzu değerlendirecek ve atabileceğiniz sonraki adımlar hakkında sizi bilgilendirecek.
Ücretsiz Ön Değerlendirme →Bu formu göndermeniz, davaya uygunluk veya belirli bir hukuki sonuç garantisi sağlamaz.
